Bu akşam Cnntürk’te 21:00′de başlayan Şirin Payzın’ın programının içeriği oldukça ilgi çekiciydi. Doğu modeli: Singapur ve Hindistan. Sabancı üniversitesi rektörü Prof. Dr. Tosun Terzioğlu, Ali Özgenç ve Radikal yazarı Uğur Gürses’in katıldığı programda konu Singapur, Hindistan gibi ar-ge gelişimi ile dikkat çeken ülkelerin kurdukları inovasyon modelleri ile ülkemizin kıyaslamasıydı.
Programda önce Hindistan ve Singapur’daki geleceğe hazırlık çalışmaları gösterildi. Singapur biyoteknoloji için çalışmalar yapılan Biopolis binasında firmalar, sanayi bakanlığı ve milli eğitim bakanlığının aynı yerde olması ve ortak strateji geliştirdiklerini görmek ilginçti. Bu binada yüksek lisanstan, doktora sonrası çalışmasına 10 yıllık bir dönemi kapsayan araştırmalar destekleniyor. Kanser araştırmaları gibi ilaç konusunda araştırmalar yapan singapurlular, buradan uluslararası ilaç ve biyoteknoloji firmalarına transfer oluyorlar. Burada bir Türk ile ropörtaj yapıldı. Alman bir meslektaşının bu çalışma ortamını çok övdüğünü bu yüzden geldiğini söyledi. Böyle bir cazibe merkezine çalışanların %22si Avrupadan geliyor.
Hindistan ise bilgi iletişim teknolojilerine yaptığı altyapı yatırımları ve genç, hırslı insan gücü ile dünyanın en büyük 3. ekonomisi olma hedefinde. Çin ise 2020 yılında hiç yoksul kalmaması için ar-ge ile geleceğe hazırlanıyor.
Akabinde stüdyoya dönüldü. Türkiye Singapur olur mu ile başlayan tartışmada inovasyonun tanımı yapıldı. Herkes Türkiyede tüm aktörlerin (hükümet, sanayi, akademisyenler) sanayi üniversite işbirliklerinin öneminin farkında olduğu, çalışmaların arttığı konusunda mutabıktı. Aynı zamanda son yıllarda ar-ge konusunda firmaların yaptığı projelerin arttığı ve Tübitak’ın başarılı çalışmalara imza attığı ifade edildi.
Peki bunlara rağmen neden somut sonuçlar görünmüyor?
Prof. Terzioğlu; Tübitak’ın son dönemlerde yapılan ve takdir edilen çalışmalarından biri olan doktora çalışması yapan akademisyenlere verilen aylık 1500 dolar burstan bahsetti. Ar-ge yapabilmek için doktora yapmış daha fazla araştırmacıyla ihtiyacımız olduğu muhakkak. Ancak yine Prof. Terzioğlu, üniversitede Yar. Doç. maaşınının bu bursun bile altında kaldığından bahsetti. Yine Eğitim harcamaları konusunda verdiği bilgiler şaşırtıcıydı. Avrupa esas alındığında GSMH’de oran olarak Finlandiya ile Türkiye eğitim harcamalarında birinci. Ama Türkiye hep bahsedilen kıt kaynaklarını yine yanlış politikalarla eğitim yerine ÖSS’ye hazırlanmak için harcıyor.
Ali Özgenç bütün dünyanın global bir pazara dönüştüğünü bunun ise şirketler için büyük fırsatlar getirdiğini söyledi. İnovasyona dayalı bir model oluşturup bu pazarda yer edinebilmek için tüm kuruluşlarımızın ahenk içerisinde odaklanarak çalışması gerekiyor.
Prof. Terzioğlu odaklanma için gerekli enstrümanlarımızın mevcut olduğunu ifade etti. 1963′te kurulan Tübitak gibi bir kuruluş bizim için büyük bir fırsat ayrıca btyk başbakan başkanlığında özellikle son yıllarda muntazam toplanıyor. Ancak çok ilginçtir ki bu önemli toplantıya devlet kuruluşlarından kavgalı olduğu için gitmeyenler bulunduğunu ifade etti. Önemli aktörlerin olmadığı piyesten yeteri kadar fayda gelmeyeceğini söyledi.
Tek tek bakıldığında ise inovasyonu doğuracak çok ciddi gelişmeler bulunuyor. Bilimsel makale sayısı yüzde olarak Çinden daha çok arttı. Tübitak teşviklerine başvuru sayısı arttı. Bunların tek başına yetmediğini ifade etti.
Bu vesileyle Sabancı Üniversitesindeki örneklerinden bahsetti. Örneğin sanayici ve malzeme mühendisliği yeni bir proje için önce işbirliği gizlilik anlaşması, proje anlaşması yapıyorlar. Araştırma ve Lisansüstü Politikalar Direktörlüğündeki proje yönetim ofisi koordine ediyor. Fikri mülkiyete büyük önem verdiklerini ifade etti. Yenilikçi araştırma projeleri ve sonuçlarının patentlendiğini ve bunların İnovent adlı firmaları vasıtasıyla ticari ilgi duyanlara pazarlandığından bahsetti. Hatta bu firmanın diğer akademisyenlerin patentlerini de ticarileştirme yönünde yardımcı olduğunu anlattı.
Radikal yazarı Uğur Gürses değişim konusundaki öneme vurgu yaparak farklılaşmanın artık şart olduğundan bahsetti. Bu doğrultuda kendini besleyen bir süreç olduğunu ama uzun vadeli planlar için geleceği planlayacak siyasetçilere düştüğünü ifade etti.
Son mesajlarda Ali Bey firmalara düşük katma değerli işlerden yüksek katma değerli işlere doğru kayma çağrısı yaptı. Katılımcılar Singapur gibi bir ada devlet gibi olmayan devletlerin bölgesel kümelenmeye önem verdiğini söylediler. Hindistanın meşhur yazılım bölgesi Bangalore, Çindeki motosiklet üretilen bölge gibi kümelerin başarısından bahsetti.
Haftaya aynı programda devlet yetkililerinin bulunacağı söylendi. Kendilerine şimdiden ne sormak istedikleri ifade edildiğinde katılımcılardan Prof. Dr. Terzioğlu, Prof. Dr. Cemil Arıkan’ın başkanlığında hazırlanan Ulusal İnovasyon Girişimini geliştirdiklerini, hükümete ulaştırdıklarını ifade etti. Bu girişim konusunda ne düşündüklerini sordu.
Ali Bey Çin, Hindistan gibi devlerle kalite-maliyet parametreleri ile rekabet zor görünüyor. İnovasyon ile nasıl başarabilirizi konusundaki planlarını sordu.
Uğur bey ise önümüzdeki 3-5 yıl değil 20 yıllık perspektif koyulması gerektiğini ifade ederek. Bu anlamda Türkiyenin geleceği için ne düşünüyorlar. Ayrıca bir şirket yöneticisi olsalar inovasyon konusuna nasıl bakarlardı diye sordu.
Programı sunan Şirin hanım Singapur gibi modellerde kültürel farklılıklara rağmen ortak çalışabilme, farklılıkları hoşgörmenin gerekliğini vurguladı. Program gündeme inovasyonu getirmesi bakımından çok güzeldi. Önümüzdeki haftaki programında ilgi çekici olacağını düşünüyorum.
Akabinde ise yine çok beğenerek izlediğim, Taha Akyol’un “Eğrisi doğrusu” vardı:) Dolu dolu programlar..
NTV’deki Türk Mucit yarışması favorim “Devrilmeyen merdiven sistemi” ile Kanal D buluş yarışması finalisti “Yüksek Güçlü Lazer” ve Tübitak’ın yarışmasında ödül alan “Seramik Filtre Üretim Yöntemi”
Geçtiğimiz Mart-Nisan aylarında gündeme gelen ancak seçim ve benzeri nedenlerle bir süreliğine ortadan kaybolan “ARAŞTIRMA VE GELİŞTİRME FAALİYETLERİNİN DESTEKLENMESİ HAKKINDA KANUN TASARISI ” Maliye Bakanlığı tarafından Başbakanlığa gönderildi.
TEB tarafından düzenlenen ve “Yenilikçilik ve yaratıcılığınızı gösterebileceğiniz bir akıl fikir yarışması” olarak tanımladıkları
Bazı patentler ile ilgili inceleme raporlarındaki olumsuzlukları aşmak için inceleme uzmanlarıyla görüşmeler yapmak amacıyla, New Jersey’den kara yolculuğu yapıp, üç günümü Washington, DC’de geçirdim. 
Diğer binalarda görüştüğümüz inceleme uzmanlarından biri evinden çalışıyor ve haftada bir gün PTO binasına geliyor. İnceleme raporları üzerinde yaptığımız tartışmalar esnasında evden çalışma fikrinden çok memnun olduklarını gördüm. USPTO için de önemli bir tasarruf sağlıyor.
Bu başlıkla yayınlayacağım yazılar teknik alet çantanız veya atölyenizin düzeninden ziyade, buluşunuzu kârlı bir işe dönüştürme yolunda ihtiyacınız olan bilgileri içerecek. İlk başlığı tekerleği yeniden icat etmemeniz için yapmanız gereken patent araştırmalarına ayıracaktım. Ancak gizlilik konusu ülkemizdeki bilinç seviyesi ve hassasiyetler göz önüne alındığında ilk sırayı hak ediyor. Zira elinizdeki fikri peşinen ziyan etmenizin ardından ne yaptığınız pek önem arz etmeyecek.
Aklınızdaki parlak bir
Bu tehlikeli duruma düşmemek için buluşunuzun resimlerinin çizilmesinde, prototiplenmesinde veya büyük firmalara pazarlanmasında görüştüğünüz kişilere açıklamadan önce buluşunuzu onlara aranızda kalması şartıyla açıkladığınızı ifade eden bir gizlilik sözleşmesi imzalatmalısınız.
Yeni bir buluşa imza atan kişilerin, büyük bir heyecan ile bunu diğer kişilerle paylaşma isteği duyduklarını çok iyi biliyorum. Ama buluşunuzun bir değere dönüşebilmesi için gizli tutulması gerektiğini, paylaşımlarınızda önce gizlilik sözleşmesi imzalatmanız gerektiğini, aksi durumda size hiç bir yarar sağlamayacağını lütfen sakın unutmayın. Buluşunuzla ciddi olarak ilgilenen bütün profesyoneller zaten bu tür bir talep yapmasanız bile size hatırlatacaklardır. Kötü niyetli kişilere karşı dikkatli olmanın buluşu yapanın görevi olduğunu lütfen unutmayın.
Bugün Dünya Gazetesinde oldukça ilginç bulduğum
PICMET (Portland International Center for Management of Engineering and Technology) konferansları mühendislik ve teknoloji yöneticileri arasında dünya çapında bir üne sahip. Prof. Dr. Dündar Kocaoğlu tarafından yönetilen bu prestijli organizasyon 2006 yılında Global gelecek için teknoloji yönetimi başlığıyla
İnovasyon sürecinin ağır işçileri mühendisler için güzel bir iki hikayemiz var. Köşe yazılarını sürekli takip ettiğim 
Yapılan Yorumlar